Allah Bizi Neden Yarattı ?

 

Arkadaşlar, selamûn aleyküm. Bugün “Allah bizi neden yarattı?” gibi bu sorunun cevabını bulacağız. Fakat bu soru sadece inançsız bir insanın veya kafasında çok sorular olan bir insanın sorusu değil. Bu soru inançlıysak “kainata neden geldik?”, “nereden geldik?”, “neredeyiz?”, ve “nereye gidiyoruz?” bu önemli sorularının ana cevabı hükmünde bir soru. Bakalım “Allah bizi neden yaratmış?” Bir doktor bir hastaya ilaç verirken ilk başta hastanın hastalığının ne olduğuna dair bir teşhis koyar. Aynen öyle de; bizler de bu soruyu soruyorsak ilk başta acaba “bu soruyu neden soruyoruz?” sorusuna cevap vermemiz gerekiyor. Yine geçen sefer ki verdiğim telefon örneğinden devam edelim biraz. Bir telefoncudan bir telefon aldığınızı düşünün. Telefonu alırken satıcıya; “bu telefon arama yapar mı?”, “mesaj atar mı?”, “internete bağlanır mı?”, “kamerası”, “fotoğraf ve video çeker mi?” gibi sorular soruyorsunuz. Bunun üzerine satıcı diyor ki: “Evet ama şarja takarsan.” “Evet ama suya düşürmezsen.” “Evet ama sert bir cisim ile vurup zarar vermezsen.” Bunun üzerine sen bu şartları kabul edip, telefonu satın alıyorsun. Sonra evine geldiğinde telefonun satıcının vaad ettiği her şeyi gerçekleştirdiğini görüyorsun. Sen bu telefondan şikayet eder misin? “Bu telefonu neden aldım?”, “keşke almasaydım” gibi cümleler kurar mısın? Tabii ki de hayır. Çünkü telefon satıcının vaad ettiği her şeyi yerine getiriyor. “Tam istediğim gibi” der, aksine telefonu aldığın için memnun olursun. Aynen öyle de; insan dahi maddi manevi her şeyini Cenab-ı Allah’tan emanet almıştır. Ahzâb suresinde şöyle geçer ya; “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi.” Bu imtihanı kabul etmiştir. Ve bir amacı vardır; “Mutlu olmak.” Bütün insanlığın amaçların buluştuğu noktadır “Mutluluk.” Kimi bunu iyi bir işle, kimi iyi bir eşle, kimi anne babasıyla, kimi yalnız yaşayarak bunu sağlamaya çalışıyor. Yani gidilen yollar farklı, amaç ise aynı. İşte Bizler farklı farklı yollarda ilerleyerek mutlu olmaya çalışıyoruz. Olamadığımız zaman “Allah beni neden yarattı?”, “beni yaratırken bana mı sordu?” gibi cümleler kurabiliyoruz. Zira unuttuğumuz bir şey var. Cenab-ı Allah emanet ederken “Kalpler yalnızca Allah’ı anmakla tatmin olur” buyurmuştu. Mutsuz bir insan “Allah beni neden yarattı?” diyerek kabul ettiği emanetten yani yaratılıştan şikayetçi olur. Eğer bizim nefsimizde bize aynı vesveseyi veriyorsa, demek ki bizler de emaneti alırken emanet sahibinin sunduğu kaideleri gerektirdiğince uygulayamıyoruz demektir. Namazlarımız ve diğer ibadetlerimizde yeterince anmıyor, bu yüzden kalbimiz hiçbir şeyden tatmin olmuyor. Bunun üzerine emanetten şikayetçi oluyor, “beni neden yarattı?”, “yaratırken bana mı sordu?” gibi sorular sorabiliyoruz. Aslında kalbimizdeki sonsuz sevme kabiliyetini fani varlıklara çevirip, hem bu dünyada hem ahirette mutsuz olmak yerine, sonsuzu sonsuza yönlendirip, sonsuz bir saadet kazanabiliriz. Hastalığın ne olduğunu öğrendiğimize göre, iyileşme evresinede geçebiliriz. Bediüzzaman hazretleri bu konu hakkında şöyle diyor: “Her cemâl ve kemâl sahibi kendi cemâl ve kemâlini görmek ve göstermek istemesi sırrınca, o sultan-ı zîşân dahi istedi ki, bir meşher açsın, içinde sergiler dizsin, ta nâsın enzarında saltanatının haşmetini, hem servetinin şaşaasını, hem kendi san’atının harikalarını, hem kendi marifetinin garibelerini izhar edip göstersin. Ve bu risalenin devamında şöyle bir mana çıkıyor; Eğer cemalini ve kemalini göstermeseydi, hikmetsiz bir iş yapmış olurdu. Hâkim-i mutlak hikmetsiz işten münezzeh olduğu için, hikmetsiz bir iş yapması söz konusu değildir. Yaratmasa hikmetsiz olacağı için, hem bizleri, hem kainatı yaratmayı istemiş ve yaratmıştır kardeşim. Bu isteyiş kesinlikle bir egonun, bir kibrin sonucu değil, Hakîm isminin gerektirdiğidir. Egoyu biz yanlış anlıyoruz. Ego; var olan şeyden kendini daha çok varlıklı veya daha çok büyük gibi göstermek. Yani ben çok tipsizim veyahutta çok güçsüzüm. Biri geliyor diyorum ki: “Ya benden daha yakışıklısı mezarda be kardeşim.” “Justin Bieber, Kıvanç yanımda yani çok düşük kalırlar.” Ben ne bileyim ya “Mike Tyson gibi bir adamım” desem ne yaptım? Olmayan bir şeyi varmış gibi ego yaptım, küçücük kudretimle ve güzelliğimle. Şimdi Allah sonsuz kudretli. Zaten ego kavramları, büyüklük kavramı, küçüklük kavramları yaratılan şeyler için, sonlu varlıklar için geçerli. Yani küçüklük büyüklük bunlar bizim için geçerli. Sonsuz bir Yaratıcı için ego veya enaniyet, büyüklük küçüklük böyle şeylerde olamaz. Ki ego küçük kendinde olmayan bir şeyi, kendinde varmış gibi ego göstermekse, Allah sonsuz kudret ve güç sahibiyse kardeşim, O sonsuz kudret ve güç sahibinin gerektirdiği gibi konuşuyorsa, o ego değildir, o kendisinin hikmetli bir Yaratıcı olduğunun ispatıdır. Ve son olarak kardeşim şunu unutma; “Mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf eder.” Mülk sahibi oysa ozaman istediği gibi de O tasarruf eder kardeşim. Allah’a emanet ol. Kanalımıza abone olmayı unutma. Beğenmeyi de unutma. E artık sosyal medya hesabında da paylaşırsın bi zahmet. Allah razı olsun.

Bir Cevap Yazın