İncil ve Tevrat’da Hz.Muhammed’in müjdelenmesi

Prev 1 of 1 Next
Prev 1 of 1 Next

İncil ve Tevrat’da Hz Muhammedin geleceğinin kanıtları

Kainat, adı İncil’de ‘Ahmet’ ve Tevrat’ta ‘Ahyet’ olan zatı bekliyordu Sallâllahu Aleyhi ve Sellem O müjdelenen Nebi gelmeden evvel ismi teşrif etmişti kainat semalarından. Kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı, geçmiş ve gelecek insanların vasıfça en üstününü bekliyordu kainat. Bir çok suhufta ve semavi kitaplarda yüce yaratıcı ileride gelecek bir Peygamberden haber veriyordu. Zebur’da Davud (a.s.), Tevrat’ta Musa (a.s.) ve İncil’de İsa (a.s.) bir müjdeden bahsediyordu. Bu müjdelerin bir çoğu tahrif edilmesine rağmen bugünkü İncil ve Tevrat nüshalarında Hz. Muhammed’in (s.a.v.) işaretleri hala bulunmakta. Bugün sizinle birlikte korkunç bir iddiayı ele alacağız. Hristiyan dünyası için korkunç bir iddia, bizim için ise güzel bir iddia. Musevi dünyasını sarsacak çok ciddi bir iddia. İddiamız şu arkadaşlar: Hz. Muhammed (a.s.m.)’ın şu anda okunan tahrif edilmiş Tevrat’ın içinde müjdelendiği, İncil’in içinde müjdelendiği, Zebur’un ve diğer suhufların içinde de Hz. Muhammed (a.s.m.)’ın geleceğinin haberinin olması.

İncil’de Hz.Muhammed’in Gelişi

Bu bir Hristiyan açısından ne kadar sarsıcı bir iddia, düşünebiliyor musunuz? Onun inandığı bir kitap var, doğru kabul ettiği bir kitap var ve sen de diyorsun ki: “O okuduğun kitap var ya işte onun içinde benim Efendim Hz. Muhammed (a.s.m.)’in geleceğinin haberi var.” Ve bir tane değil, 10 değil, 50 değil, 114’ten fazla işaret var. Hz. Muhammed Mustafa’nın geleceğine dair. Hüseyini Cisri isminde bir zat, alıyor Tevrat’ı, Zebur’u, İncil’i karşısına koyuyor ve okumaya başlıyor. Tabi okumaktaki niyeti ne? Efendimiz (a.s.m.)’a işaret var mı? Bakıyor 114’ten fazla işaret buluyor. Malumunuzdur bir halat sağlamdır değil mi? Peki 10 halat birleşse çok daha sağlam olur. 114 tane halat birleşse sapasağlam olur. İşte 114 tane işaret birleştiği zaman çok sağlam bir delil oluyor arkadaşlar. Bununla birlikte belki aklımıza gelebilir, birazdan Tevrat’tan ayetler okuyacağız, Zebur’a bakacağız, Yuhanna İncil’i, Matta İncil’i, Tevrat. Ne oluyoruz yani demeyin çünkü bunu bizzat Kur’an-ı Kerim, hadisi şerifler ışığında ele alacağız. Saf Suresi 6. ayette Rabbimiz buyuruyor ki: “Bir vakit Meryem oğlu İsa dedi ki, Ey İsrailoğulları, ben Allah’ın size göndermiş olduğu elçisiyim. Önümdeki Tevrat’ın doğrulayıcısı ve benden sonra gelecek adı Ahmet olan zatın da müjdeleyicisiyim.’ İncil’in Türkçe karşılığını biliyor musunuz arkadaşlar? İncil, müjde demek. İsa (a.s.) birisini müjdelemiş. Şimdi size Kitab-ı Mukaddes, Kutsal Kitap hakkında biraz bilgi vermek istiyorum konumuza girmeden önce.

Kitab-ı Mukaddes , İncil ve Tevrat

Kutsal Kitap, bir Hristiyan’ın inandığı kitabın bütününe deniyor ve iki bölümden oluşuyor. Eski ahit ve yeni ahit. Yeni ahitte ne var? Bildiğimiz İncil, Markos, Lukas, Yuhanna, Matta diye 4 bölümden oluşuyor. Peki eski ahitte ne var? Tevrat, Zebur ve eski suhuflar var. Dolayısıyla bir Hristiyan hem İncil’e inanır, hem Tevrat’a, hem Zebur’a hem de eski suhuflara inanır. Bu kitaba Kitab-ı Mukaddes denilir. Bunu neden söylüyorum, Tevrat’ın içinden Efendimiz (a.s.)’ın geleceğinin işaretlerini çıkardığım zaman bu sadece Yahudileri ilgilendirmez, Hristiyanları da ilgilendiren bir gerçektir. Tercümelerinden biraz bahsedelim. Kitab-ı Mukaddes tercüme tercüme üstüne olduğundan çok garip bir hal aldı. İlk günkü vaziyetini koruyamıyor. İçinde birçok çelişki var. Mesela Rahmetullah-i (el-) Hindî diye çok büyük bir allame var. Bu zat da alıyor Tevrat’ı, İncil’i, Zebur’u eski suhufları önüne koyuyor. Amacı ne? İçindeki çelişkileri bulmak istiyor böylece Hristiyanlığın yanlış olduğunu, İslamiyet’in doğru olduğunu ispat edecek. Rakama bakar mısınız? Binden fazla çelişkiyi buluyor bu zat ve karşısına alıyor Yahudi alimlerini, Hristiyan alimlerini. İspat ediyor ve onları susturuyor. İncil’de bu kadar çok çelişki var bunun sebebi de tabi çok. Ama bir tanesini söyleyeyim, çok ilginç bir bilgi. Bildiğiniz gibi Kuran-ı Kerim Hz. Muhammed (a.s.m.) hayattayken yazılıyor. Peki siz biliyor musunuz, şu andaki İncil, Hz. İsa hayattayken yazılmıyor Bu Müslümanların iddiası değil dikkat edin, bütün Hristiyan dünyasının kabul ettiği bir gerçek bu. Bir grup diyor ki: “Hz. İsa öldükten sonra (onlar öldüğüne inanıyor tabi) 200 sene geçti ve sonra yazıldı.” Başka bir grup diyor ki: “O kadar değil 70 sene geçti sonra yazıldı İncil.” En yakın söyleyenler ise ’20 sene’ diyor. Düşünebiliyor musunuz ben size burada bir şeyler anlatıyorum. Önümüzdeki sene bana bunu aynen kelimesi kelimesine aktarabilir misiniz arkadaşlar? Çok zor değil mi? Peki Hz. İsa vefat etmiş (onların inancına göre) ve aradan 20 sene geçmiş. Şimdi İncil’deki çelişkilerin sebebini daha net bir şekilde anlayabiliyoruz. Arkadaşlar, şimdi meselemize başlayalım Matta İncil’ini önce inceleyeceğiz. Matta’da geçen bu ayeti okurken çok dikkatli dinlemenizi istiyorum. Amacımız ne? Matta İncil’inden Hz. Muhammed (a.s.m.)’ın geleceğinin işaretlerini çıkartmak. Arkadaşlar ayeti aynen okuyorum, lütfen çok dikkatle dinleyelim. Bakalım açıklamaya başlamadan önce anlayabileceğiz mi.

Hz İsa’nın son peygamber olmadığının kanıtı

Hz. İsa dedi ki: “Yalancı peygamberlerden sakının. Onlar size koyun postu içinde gelirler fakat aldatıcı kurtlardır. Onları yaşam ürünlerinden tanıyacaksınız. Hiç dikenlerin içinden üzüm, deve dikenlerinin içinden İncir toplanır mı? İyi ağaç iyi ürün verir. Çürük ağaç ise kötü ürün verir. Böylece sahte peygamberleri meyvelerinden tanıyacaksınız.’ Böyle 2 saniye bir düşünelim. Hz. Muhammed (a.s.m.)’e bir işaret var mı? Şöyle sathi bir nazarla baktığın zaman hiç gözükmüyor. Ama arkadaşlar mesele şu, Hz. İsa ne yapıyor, bu cümlede bize neyi anlatıyor? Doğru peygamber ve sahte peygamberi ayırt etmenin metodunu gösteriyor. Hristiyan dünyası Hz. İsa’nın son peygamber olduğuna inanıyorsa Hz. İsa’dan sonra peygamber gelmeyecekse, Hz. İsa neden bize doğru peygamber ve yalancı peygamberi ayırt etme metodunu gösteriyor: “Ben son peygamberim,” diyemez mi? Demek ki Hz.İsa’dan sonra bir peygamber gelecek. Ve bu peygamberin doğru olduğunu anlamamız için Hz. İsa: “Meyvelerinden tanıyacaksınız,” diyor. Bu birincisiydi arkadaşlar Matta İncilinde. Şimdi sizinle birlikte Tevrat’a bakacağız Tevrat’ta bir ayette hakkın bize nereden geleceğini tarif ederken 3 tane farklı yer söylüyor. Ayet şu: “Hak Teala Tur-i Sina’dan, Sina dağı’ndan bize yönelip Sair’den doğdu, Ve Faran dağlarında zahir oldu, açık oldu.” 3 tane yer ismi arkadaşlar. Sina dağı, kimin nübüvvetinin peygamberliğinin yeri?

Faran Dağları ve Hz.Muhammed

Hz. Musa. Peki Sair kimin nübüvvetinin yeri? Hz. İsa. İlginç bir şey var. Hz. Musa, Hz. İsa hak geliyor, 3. bir yerden bahsediyor arkadaşlar. Faran dağlarında açık olan bir nurdan bahsediyor. Acaba kim, Hak Teala nasıl geliyor? Şimdi çok dikkatle dinletin lütfen.Faran dağları tarihçe kabul edilen Mekke’nin eski adı. Faran dağlarından Hz. Muhammed Mustafa (a.s.m.) geliyor. Peki Müslüman kaynaklara göre tamam, tarih kitaplarına göre de tamam. Size bizzat kutsal kitabın içinden, Faran dağlarının Mekke olduğunu ispat edeyim mi arkadaşlar? Bakın Hz. İsmail’in nerede yaşadığını biliyoruz değil mi? Tarihçe kabul edilen bir gerçek, Mekke’dir. Safa Merve arasını hatırlayın, Hacer validemizle olan münasebetini hatırlayın. Hz. İsmail Mekke’de yaşamıştır. Arkadaşlar Tekvin bölümünde şöyle bir cümle geçiyor: “Ve İsmail Faran çöllerinde yaşarken annesi ona Mısırlı bir kadın aldı,” diyor. Demek ki Hz. İsmail’in Faran çöllerinde yaşaması hadisesine bakarak onun yaşadığı yerin Mekke olduğunu tahkik etmek mümkün. Şimdi Yuhanna İncil’ine geçeceğiz. Faraklit meselesine giriyoruz arkadaşlar. Faraklit kim? Hz. İsa, defalarca Faraklit diye birisinin geleceğinden bahsediyor. Kim bu Faraklit? Yuhanna İncil’inde çok geçiyor. Kelimenin özü eski Yunancaya göre, Paraklitus veya Periklitus. Müslümanlar diyor ki: “Onun okunuşu Periklitus’tur.” Hristiyanlar da diyor ki: “Hayır onun okunuşu Paraklitus’tur.” Arada iki tane harf farkı var. Eğer Periklitus olursa, bu kelimenin manası ‘övülmüş’ oluyor. Yani Peygamber Efendimiz (a.s.m.)’ın direkt adı. Peki diyelim ki iki harf farkı, siz haklısınız diyelim, Hristiyanların Paraklitus dediğini kabul edelim.

Hz İsa:Benim gitmem size faydalıdır çünkü ben gitmezsem tesellici size gelmez.

Şimdi Yuhanna’dan bir ayeti ele alacağız. Hz. İsa dediki: “Ama ben size doğruyu söylüyorum. Benim gitmem size faydalıdır çünkü ben gitmezsem tesellici size gelmez.” ‘Ben gitmezsem tesellici size gelmez’ Ben böyle misyonerlerle, Hristiyanlarla çok münasebetimiz olduğu için bu soruyu sormadan önce onlara şöyle biraz çakalca yaklaşıp şu soruyu sorarım. Derim ki Kutsal ruh dediğiniz olay (onlar teselliciye kutsal ruh diyor), Hz. İsa’dan önce var mıydı yoksa sonra mı çıktı? Diyorlar ki: “Tabi ki vardı Hz. İsa’dan önce. O Bir ilahtır diyorlar.” Ben de sonra bu ayeti okuyorum. Peki Hz. İsa neden böyle diyor? O ayeti hatırlayalım: “Ama ben size doğruyu söylüyorum. Benim gitmem size faydalıdır, ben gitmezsem tesellici size gelmez.” E tesellici, kutsal ruh dediğiniz zaten yok mu? Var. O zaman niye Hz.İsa ben gitmezsem o gelmez diyor. Demek ki burada bahsedilen kutsal ruh değil. Burada bahsedilen bizzat Hz. Muhammed Mustafa (a.s.m.). Bir ayeti daha ele alacağım arkadaşlar, bu çok açık ve çok net. Çok dikkatle dinleyin. Hz. İsa dedi ki, Yuhanna İncili’nde geçiyor, “Artık sizinle çok söyleşmem. Çünkü bu alemin reisi geliyor.” Arkadaşlar bu alemin reisi kim? Hz. İsa en son ve en yüksek peygamber olarak kabul ediliyor değil mi Hristiyanlarca. Hz. İsa birisine reis diyor. Demek ki Hz. İsa’dan daha yüksek mertebede birisi olması gerekiyor. Ben İncilleri inceledim arkadaşlar. Yeni İncillerde bir dipnot koyma gereği hissettiler, çünkü Müslümanlar itiraz ediyor ya, bu Hz. Muhammed’dir diye. Alemin reisi geliyor diyor ya Hz. İsa, yani ister gülün ister ağlayın, düştükleri dipnotta şu yazıyor: “Alemin reisi şeytandır,” yazıyor arkadaşlar. Yani inanması güç değil mi?Bir insan buna nasıl inanabilir diyorsun. Ben İngiliz dili edebiyatından mezun olduğum için bize orada İncil’ide okuturlar. Bunun İngilizce nüshalarını inceleme fırsatım da oldu. Ya böyle bir şey olabilir mi? Bakmak istiyorum. Baktım ki ‘Alemin reisi şeytandır’ yazıyor. Peki bunun şeytan olmadığını çok basit bir yöntemle ispat edelim arkadaşlar. Hz. İsa ne diyordu? “Artık sizinle çok söyleşmem çünkü bu alemin reisi geliyor.” Peki şeytan geliyorsa Hz. İsa neden bize: “Artık sizinle çok söyleşmem,” diyor? Şeytan gelecekse ve alemin reisi ise bizimle daha çok söyleşmesi gerekmiyor mu arkadaşlar? Demek ki orada bahsedilen Faraklit, Yuhanna İncil’inde 10 defa bahsedilen Faraklit bizzat Hz. Muhammed (a.s.m.)’dır arkadaşlar. Şimdi burayı terk edelim sizinle beraber ve 1.400 sene önceye gidelim. Peygamber (a.s.m.)’a vahiy gelmeye başlıyor. Düşünebiliyor musunuz o telaşı? Allah Hz. Muhammed ile konuşuyor. Cebrail (a.s.) konuşuyor. Tabi Peygamberimiz telaş ediyor. Hatice’tül Kübra telaş içinde.

Varaka bin Nevfel

Hatice’tül Kübra hemen gidiyor ve Varaka bin Nevfel isminde zat var bilgili bir zat ona anlatıyor ve böyle böyle oldu diyor. Varaka bin Nevfel diyor ki: “Hemen bana Muhammed’i getirin.” Ve Hz.Muhammed (a.s.m.) yanına geliyor ve anlatıyor. Böyle böyle oldu vahiy gelirken,” diyor. Varaka bin Nevfel diyor ki: “Telaş etme Ey Muhammed, beklenilen peygamber sensin. Hz. İsa İncil-i Şerif’te seni müjdelemiş,” diyor. Ve bende bundan şöyle bir mana anlıyorum arkadaşlar: Düşünebiliyor musunuz; bir peygamber, bir insan daha dünyaya ayağını basmadan önce geleceği semavi kitaplarda bildiriliyor. Bakın 114 işaret. Tahrifattan sonra değiştirildikten sonra 114 işaret varsa, değiştirilmeden önce ne kadar işaret vardı bir düşünün. Daha ayağını basmadan Tevrat’ta Musa (a.s.) O’nun geleceğini söylüyor. Zebur’da Davud (a.s.) Hz. Muhammed’i müjdeliyor. Ve İncil-i Şerif’te Hz. İsa, Hz. Muhammed Mustafa’nın geleceğini, alemin reisi diyerek bildiriyor. Ve bütün alem, daha O dünyaya ayağını basmadan önce O’nu bekliyordu. Bütün peygamberler, bütün varlık, daha ayağını basmadan önce O’nun haberini verip, O’nu bekliyordu ve o peygamber geldi. Ve bizlere O’na ümmet olmak nasip oldu arkadaşlar. Ben şahsım itibariyle böyle bir Peygambere, bütün varlık aleminin O’nu beklediği yüce ve yüksek bir Peygambere ümmet olmakla iftihar ediyorum. Kuşkusuz siz de iftihar ediyorsunuz. Teşekkür ediyorum arkadaşlar, Allah’a emanet olun.